Sohbet | Allah Adil ise Neden Dünya Bu Halde?


Allah'ın adalet sıfatının çoğu insan nezdinde yanlış anlaşılması en büyük korkularımızdan. Bir Müslüman olarak tabii ki "teslimiyet" dediğimiz yüce kavramın aslında sorgusuz-sualsiz yapılması gerektiğini belleriz ve bu minval üzere yaşarız. Ama insanoğlu gerek şeytan gerekse nefs ile kuşatılmıştır ve insanın aklına günün yirmi dört saati olmadık sorular gelebilir. Şimdi, gönüllerdeki imanı pekiştirebilmek ve "Yeniden İnanmak" adına huzurlarınızda naçizane bu soruları tekrar soruyor ve cevaplandırıyorum. Bu yolda yardım aldığım videoların ise linklerini soru başlıklarının altında paylaştığım açıklamalarda sunacağım biiznillah.

1-Kimi İnsanın Fakir, Kimisinin Zengin Doğması Haksızlık Değil Midir?

Bir insanın bir şey üzerinde hak iddia edebilmesi için ona sahip olması gerekir. Kişi sahip olmadığı bir şey üzerinde hak iddia edemez. Allah bu canı bize emanet verdiğine göre, onu vakti gelince geri de alacaktır. Tıpkı bize bahşettiği diğer şeyler gibi. Örneğin; biz birinin malını emaneten alsak, mal sahibi vakti geldiğinde o malı geri istediği zaman vermemezlik edemeyiz. 

Kişi Allah'ın ondan aldıklarından ya da ona vermediklerinden dolayı şikayet edemez. Çünkü gerçekte hiçbir şeyin hakiki manada sahibi değilizdir. Örneğin; bir terzi için ücret karşılığında modellik yapmayı kabul eden biri o sanatkarın dikeceği elbiseyi beğenmemezlik edemez ya da beni niye bir oturtup bir kaldırıyorsun burada tutuyorsun diye şikayette bulunarak sanatkarın onun için belirlediği vazifeleri beğenmemezlik edemez. 

Allah kimisini zengin kimisini fakir yaratmıştır. Zaten bedenlerimiz ve mevcudiyetimiz kendi ellerimizle olmadığı için bu konumlarımızın da haksızlık olduğunu düşünemeyiz ve her şeyi bilen Allah bu konumlarımızda bir hikmet de bulundurmaktadır, sonucunda; hayata nasıl başladığın değil, konumunu nasıl kullanacağındır önemli olanÖrneğindoğuştan milyoner olan biri konumunu kötüye kullanarak kendisini batırabilir, savurganlık ederek fakirleştirebilir. Aynı şekilde fakir bir ailede doğan bir çocuk da konumunu daha sonradan güzelleştirerek kendisini zenginleştirebilir de.

2-Allah'ın Bazı İnsanları Sakat Yaratması Haksızlık Değil Midir?

Bu dünya bir sınav yeridir ve bizim bu dünyadaki sınavımızın konusu da; Allah'a iman, ibadet ve güzel ahlaklı olmaktır, yani sakatlık ve fakirlikle alakalı sorguya çekilmemekteyiz. Bir sınavın adil olup olmaması da o sınavın konusu ile alakalıdır. Bizim sınavımızın konusu da sakatlık ya da fakirlik olmadığından insanların bazılarının sakat ya da fakir yaratılması Allah'ın adil olmadığını göstermez. Örneğin; iki kişinin bir saat süren matematik sınavına gireceğini ve bu iki kişiden birinin bacağının sakat olacağını, fakat sınav sonunda bacağının iade edileceğini düşünelim. Bacağının sakat olması onun sınava girmesine engel değildir. Sınav konusu farklı olduğundan adil bir sınava girmiş olacaktır.

Dünyanın imtihan yeri olduğunu söyledik. Peki ya sakatlık ya da fakirlik gibi nedenlerle o imtihanın sorularından biri cevaplanamaz durumda olursa ne olacak? Bu durumda soruyu boş bırakma şansımız da vardır. Yani; Allah sakatlık ya da fakirlik nedeniyle belli başlı ibadetlere güç yetiremeyenleri bunlardan sorguya çekmeyecek, hatta sakat olmasına rağmen iyi niyetle amellerine sarılmaya çalışanlara ekstra ecir verecektir. Örneğin; bir insanın maddi durumu elvermiyorsa ona Hac farz olmaz ya da kekeme bir insan güç yetiremediği halde Kuran-ı Kerim'i okumaya ve öğrenmeye çabalarsa okuduğu her bir harf için (sağlıklı bir insanın okuduğundan) kat be kat ecir alacaktır.

Hayat her zaman günlük gülistanlık geçmez, bazen elem, acı gelir peşi sıra. Hatta belki hayatın her anı çekilecek çileler silsilesi olarak görülür. Hastalık gibi. Dünya musibetleri karşısındaki tepkilerimiz Kuran ve Sünnet çerçevesinde olduğu sürece Ahiret'te akla hayale sığmayacak mükafatlar bizi bekleyecektir. Musibetlere karşı isyan ise bu mükafatlara sahip olmayı imkansız kılar. Örneğin; hasta birisi, doktordan şifa bekler. Doktor ona acılı bir iğne tavsiye eder, fakat acılı bir tedavi sürecinin ardından o hasta iyileşecektir. O halde hastanın iğneye itiraz ya da şikâyet etmesi onun iyileşmesini imkânsız kılacaktır.

Maddiyat maneviyata perdedir. Zahir, batını yansıtmaz. Yani, her zengin doğan mutlu olacak, her sağlam doğan yetenekli olacak diye bir kaide olmadığı gibi; her engelli doğan pasif yaşayacak ve her fakir doğan güçsüz olacak diye bir algı da olmamalıdır. Ne yazık ki insanlar zenginleri fakirlerden ve sakat olmayanları da sakat doğanlardan üstün sayarak yanlış bir algı içine girmektedirler. Fakat insan görünüşü ile ya da konumu ile değil, yaptıkları ve seçimleri ile değerlendirilmelidir. Örneğin; bir insan doğuştan zengin olsa ve malını hayırlı işler için kullanmasa o insan dünyanın en mutsuz insanlarından biri olarak yaşamaya mahkum olacaktır ya da sağlıklı olduğu halde yaptığı seçimler yüzünden mutsuz yaşayan da pek çokları olabilir.

3-Allah İnsanları Eşit Yaratmadığına Göre Nasıl Adil Olabilir?

Allah insanları eşit yaratmamıştır, peki eşitlik adalet midir? Değildir. Örneğin; Diyelim ki bir adamın iki çocuğu var ve çocuklarından birisi sakat. Bir gün birini, öbür gün diğerini ekmek alması için yollar, böylelikle iki çocuğuna da eşit davranmış olur. Fakat sakat çocuğu durumundan dolayı ekmek almaya gidemez, babası da bu yüzden her gün onu döver. Yaptığı şey adalet değildir, çünkü çocuğunun durumuna göre hüküm vermemiştir.

Dünyada her şey bir ölçü ve nizam içerisinde yaratılmıştır. İnsan bedenindeki maddeler dahi belli bir ölçüde yaratılmıştır, ölçüde bir azalma ya da artma olması insanın sistemini bozar. Aynı şekilde dünya, evren, galaksiler bir yörüngede, ölçüde yaratılmıştır. O halde böyle iken Allah bizim amellerimizi ölçmeyecek midir? Bu da asıl adalet sıfatının Ahiret'te tecelli edeceğinin bir delilidir. 

4-Madem Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter, O Halde Neden Hastalıklılar, Engelliler, Çirkinler vs. Var?

Her şey zıtlıkları ile vardır. Karanlık olmadan ışığın kıymeti bilinmez, tıpkı hastalık olmadan sağlığın kıymetinin bilinemeyeceği gibi. Örneğin; eğer herkes bir süper kahraman olarak doğmuş olsaydı Allah'ın Şafi isminin kudretine şahit olamaz ve sağlığın kıymetini bilemezdik.

Allah madem her şeye kadirdir, o halde neden sakat doğumlar ya da engelliler vardır? Allah'ın mükemmelliği nerededir? Bu soruya önce mükemmellik kavramına açıklık getirerek cevap vermek icap eder. Mükemmellik bir şeyin amacına ulaşmasıdır. Dolayısıyla engelli olmak bir eksiklik değildir, nice engelliler, pek çok insandan daha engelsizdir esasında.

Musibetler, eksiklik gibi görünen durumlar vs. Allah'ı daha çok anmamız için bir kapının aralanması, bir fırsattır. Allah tanınmayı murat etmiştir. Yarattığı zıtlıklar ise bizi düşündüren, bize aczimizi kavratan inceliklerdir. Geniş açıdan bakıldığında yaratılan trilyonlarca zıtlığın, mahlukatın ya da koşulun aslında bizi O'na ulaştıran bir zikir sebebi olduğu sonucuna varmaktayız.

5-Allah Adaletli ise Bu Zulüm ve Haksızlık Niye?

Öncelikle şunu açıklayalım: Musibetler, geçmişteki hatalarımızın neticesi, ileride alınacak mükafatın da başlangıcıdır. Bu tanımın ardından şunu da hatırlayalım: Allah'ın adalet sıfatı asıl Ahiret'te tecelli edecektir. Yani dünyadaki zulümler öyle kalmayacaktır. Bütün dünyalıkların bir sonu vardır, filmin devamı da vardır, o da Ahiret'tir. Ayrıca musibetler, günahlarımıza da kefarettir, bir kulun musibetlere karşı duruşu, onlara karşı aldığı tavır; kulluk derecesini en yüksek seviyeye çıkarabileceği gibi, onu derinlere de sürükleyebilir. Örneğin; dünyada işkenceye maruz kalanlar, haksızlığa uğrayanlar ve haksızca öldürülen bir çok insan vs. bulunmaktadır ki bu insanlardan bazıları masum oldukları halde diğer insanların kötü muameleleri ile karşılaşabilmektedirler. Allah bunların olmasına nasıl izin veriyor diye düşünüyor insan bazen, öyle değil mi? Lakin bir musibete karşı şikayet etmek, sahip olmadığın bir şey üzerinde tasarruf etmeye çalışmak gibidir. Halbuki Mülk (dünya, evren, kainat, insan, ruh, nefes vs.) Allah'ındır, o halde başlangıç ve sonuç da O'nundur. Senin ecel zamanına karar verecek olan da Yaratıcı ise, şu üç günlük dünya da (senin sahip olmadığın dünyada) şikâyetin bir hak mıdır? Dünyaya gelme amacın imtihan ise (ki öyle) başına gelecek olanı musibet değil test olarak değerlendirmek icap eder. 

Allah zulmün olmasına nasıl izin veriyor? sorusuna bir de şöyle cevap verilebilir. Örneğin; bir padişah emri altında çalışan bir memura yüklü miktarda altın verse ve bunu fakirlere dağıt dese, memur da görevini yapsa, burada iyiliği yapan kişi padişahtır. Eğer memur, görevi olduğu halde altınları dağıtmayıp çarçur ederse burada suçlu olan kişi memurun kendisi olacaktır. Allah da insana en değerli hazineyi "özgür iradeyi" bahşetmiştir. Eğer insan bu özgür iradeyi gerektiği gibi kullanırsa Allah buna izin verdiği için yapabilecek ve hem de sevap işleyecektir, fakat bu iradesini kötü işlerde kullandığı takdirde ise kendi seçimi ile kötü yola girmiş olacaktır. Dünyada zulüm getirenler seçimleri ile onu getirmiş olacaktır. Allah'ın bu zulmün gerçekleşmesine izin vermesi ise insanlığa mühlet vermesi nedeniyledir, Allah insanların seçimlerine doğrudan müdahale etseydi onların iradesine ve özgürlüğüne müdahale etmiş olurdu, bu da imtihan gerçeğine zıt düşmektedir. Bazı zulümler de vardır ki onlara dünyada ne kadar ceza verirseniz verin yine de tam olarak adaleti sağlayamazsınız, o büyük zulümlere ancak Ahiret'te kurulacak Büyük Mahkeme gerçek cezasını verecektir. Kaldı ki Allah'ın dünyadaki bu musibetlere izin vermesinde bizim göremediğimiz hikmetler de bulunabilir. Allah her şeyi en iyi bilen ve görendir; zalimin yaptığını da yanına kâr bırakmayacaktır. Şüphesiz Allah, intikam alıcıların en hayırlısıdır! Mübarek Beraat Kandilimizi iyi değerlendirebilmek dileklerimle:)

2 yorum:

  1. Akla takılan soruları oldukça güzel bir şekilde izah etmişsiniz. Kaleminize sağlık. Allah razı olsun. Referans sayfası olacaktır birçokları için.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok sağ olun, beni de harekete geçiren, çok sevdiğim birinin aklına takılan bir soru oldu.
      Özellikle birçoklarımız taklidi imana sahip, ama tahkiki iman boyutuna ulaştığımızda imanımız daha da güçleniyor biiznillah. Referans olabilecekse ne mutlu:)

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.